HOŞGELDİNİZ..
KAŞANLILIYIZ ÇOK ŞÜKÜR:)

TURKIYEDE SOL?


 Zülfü Livaneli
 Yazara ulaşmak için : zlivaneli@gazetevatan.com
 Türkiye’de sol var mı?
Bugün Türkiye’nin solcuları kendilerini “sol” olarak niteleyemiyor. Ancak önüne başka bir sıfat koyarak anlatabiliyorlar.

Kimi “ulusalcı sol” adını takıyor kendine, kimi “liberal sol”.

Kısaca “sol” demek yetmiyor, nasıl bir sol sorusunun da cevaplanması gerekiyor.

Türkiye üç kutba bölünmeden önce böyle bir sıfata gerek duyulmaz ve sadece “sol” demekle yetinilirdi.

Çünkü o zamanlar siyaset sağ ve sol olarak tanımlanıyordu.

90’lardan sonra bu kutuplar dağıldı ve yerine milliyetçilik, din ve Kürt kutupları güçlendi.

Karargâhını kaybeden solcular da bu üç kutba yelken açtı.

Kimi milliyetçilerle, kimi dincilerle kol kola girdi, Kürt kökenli solcuların bir kısmı da o kutba gitti.

Dolayısıyla ömürleri beraber geçmiş, hapislerde yatmış, “yoldaş”lık etmiş eski solcuların aralarına kara kediler girdi.

Yeni dönemde kimi kendisini “ulusalcı sol”, kimi “liberal sol” olarak tanımladı.

Milliyetçiliğe yakın olanlar orduyla, daha Avrupa’cı olanlar ise dincilerle kol kola girdi.

Bu tablonun ortaya çıkardığı acı gerçek ise şu oldu:

Türkiye’de artık sol yoktu!

Çünkü herkes kendisini bir başka kutupla ifade etmek zorunda kalmıştı.

***

90’lı yıllarda solculuğun milliyetçilik ideolojisiyle hiçbir zaman bağdaşamayacağını söylediğim için başım çok derde girmişti, çok hücuma uğramıştım.

“Milliyetçiliğe, ulusalcılık adını takarak bu ideolojinin peşine düşmenin yanlışlığı”nı vurgulayan yazılar yazıyordum.

“Sol, milliyetçi yani nasyonalist olmaz, patriot yani yurtsever olur!” diyordum.

Bunun üzerine Ecevit, “Yurdu seven ama üzerindeki milleti sevmeyen solcular” olarak niteliyordu bizi.

“Ulusalcı solun çevirisi nasyonal sosyalizm’dir, yani Nazizmdir” diyordum.

Bunun üzerine bazı arkadaşlar köşelerinden veryansın ediyorlardı.

Ama bu yanlışların solu hangi bataklığa götürdüğünü hep birlikte gördük.

Solun bazı unsurları, milliyetçilik tuzağına düştü ve bu ideoloji uğruna kendi katilleriyle kol kola girdi.

***

Peki bu tahlilde CHP’yi nereye oturtuyorum?

CHP sol tartışmaların konusu mu?

Bu konudaki düşüncelerim şöyle:

Sık sık CHP’nin devlet kurucu parti olduğu, solcu olmadığı vurgulanır.

Doğrudur ama solcu olmayışı, devlet kurucusu olmasından kaynaklanmaz.

Mesela Sovyetler Birliği’nin kurucusu da Komünist Parti’dir ama bal gibi solcudur.

CHP’nin solcu olmayışı, kurucusu Gazi Mustafa Kemal’in de solcu olmamasından ve böyle bir devlet kurmamasından kaynaklanır.

Ancak, demokrasinin iki kanadı olması gerektiğini düşünen İsmet İnönü’nün “Biz ortanın solundayız” açıklamasından sonra bazı sol unsurlar, Aleviler, Kürtler, işçiler bu parti içinde bir süre varolabilmişlerdi.

Deniz Baykal bu sürecin sonunu getirdi ve partiyi tamamen milliyetçi bir çizgiye kaydırdı.

Bu yüzden solu tartışırken CHP’den söz etmek anlamsız bir hal aldı. O artık sağ-milliyetçi çizginin partisi.

***

Bu kargaşaya üç kutuplu Türkiye ve bu yeni Türkiye’de solun kendisine yer bulamaması neden oldu.

Bugün tırnak içindeki solun ana tartışma konuları hâlâ laiklik, ordu, AB, liberalizm ekseninde gelişiyor.

İşçi sınıfı mücadelesi, korkunç hale gelen gelir dağılımı adaletsizliği, sömürü gibi klasik sol konular, bu “sol”un gündeminde değil.

Dolayısıyla “Türkiye’de sol yok!” derken herhalde durumu abartmıyor ancak bir gerçeğin altını çiziyorum.

Acınacak bir gerçeğin.